Sordum; Inançlar bize mi ait, farkinda olmadan inandirildigimiz şeylerle mi yaşıyoruz?
“Bunu anlamak için onları bırakıp beş adım geri çekildiğimde patır patır yıkılmışlardı. Meğerse beni ayakta tutsun diye sarıldığım şeyler ben sarıldığım için ayakta duruyorlarmış. Bazı yıkımlar özgürlükmüş.” dedi duyulmayan bir sesle…
Sordum; Neden dikkatsizdir bazı insanlar? Neden görmezler renkleri şekilleri göz önünde olan onca şeyi?
“Yoktur aslında dikkatsizlik ya da dikkat eksikliği. Yara almış insanların kaçışıdır o çoğu kez. Görmemek değil bakmaktan vaz geçmektir o dikkatsizlik sandığın şey.” dedi tebessümle…
Sordum; Peki sevgi nedir sence?
“Doğuma sevindiren, ölüme ise kederlendiren şeydir. Oysa ki zıttır doğum ölüme sevinç kedere değil mi? İşte zıtlıkları birleştiren ve her şeyin temelinde var olan asıl histir aslında sevgi…” dedi anlamadığımı bilen ama umutlu gözlerle…