Reiki çalışmalarına başlayan insanların merak ettiği konulardan biri, Reiki'yi nasıl hissedecekleridir.
Ellerin arasında sıcaklık, karıncalanma, titreşim veya bir enerji akışı hissedileceği sıkça anlatılır. Hatta elleri birbirine yaklaştırıp sanki görünmez bir top tutuyormuş gibi beklemek ve ellerde oluşacak duyumları fark etmek önerilebilir.
Peki ya hiçbir şey hissetmiyorsanız?
Reiki'yi hissetmek zorunda değilsiniz.
Hatta bana göre burada daha önemli bir soru var:
Hissettiğiniz şeyin Reiki olduğunu nereden biliyorsunuz?
Ellerimde karıncalanma varsa bu Reiki midir?
Ellerinizde karıncalanma, sıcaklık, titreşim veya uyuşma hissedebilirsiniz. Bu duyumlar elbette gerçektir.
Fakat bir duyumun ortaya çıkması, onun kaynağının kesin olarak Reiki olduğunu göstermez.
Ellerimizi uzun süre belirli bir pozisyonda tutmak, kasları aynı konumda bırakmak veya dikkatimizi ellerimize yoğunlaştırmak da çeşitli bedensel duyumlara neden olabilir.
Bu yüzden:
“Elimde karıncalanma oldu, demek ki Reiki akıyor.”
şeklinde kesin bir sonuca varmak zorunda değiliz.
Bu yaklaşım Reiki'yi reddetmek anlamına gelmez.
Sadece yaşadığımız her duyuma hemen bir anlam yüklememek anlamına gelir.
Nitekim Reiki üzerine yapılan bazı kontrollü araştırmalarda, Reiki uygulaması yapılmadığı hâlde çeşitli duyumların ortaya çıkabildiği görülmüştür. Bu da tek başına bir duyum yaşamanın Reiki'nin kesin göstergesi olarak kabul edilemeyeceğini düşündürür.
Peki Reiki hiç hissedilmez mi?
Elbette bazı insanlar çeşitli duyumlar yaşayabilir.
Kimi ellerinde sıcaklık hisseder, kimi karıncalanma veya titreşim yaşar. Kimi uygulama sırasında duygusal olarak yoğunlaşır. Kimi ise hiçbir belirgin fiziksel duyum yaşamaz.
Burada önemli olan, bu deneyimlerden herhangi birini bir başarı ölçütüne dönüştürmemektir.
Çünkü “hissetmek” zamanla bir sınava dönüşebilir.
Kişi Reiki uyumlaması aldıktan sonra kendi üzerinde çalışmaya başlar. Öğretmeni kendisine Reiki uygularken bedeninde belirgin duyumlar yaşamıştır. Fakat kendi uygulamasında aynı şeyleri hissetmez.
Ve zihninden şu düşünce geçer:
“Ben yapamıyorum.”
Belki de:
“Ben iyi bir Reiki uygulayıcısı değilim.”
Oysa böyle bir sonuca varmak için elimizde ne vardır?
Sadece bir duyumun olup olmaması.
“Ben iyi bir alıcı değilim, ben iyi bir uygulayıcı değilim”
Bu konu üzerine konuştuğum bir Reiki uygulayıcısına iki soru sormuştum.
“Öğretmenin sana Reiki uygularken hiçbir şey hissetmeseydin ne düşünürdün?”
Cevabı:
“İyi bir alıcı değilim diye düşünürdüm.”
Ardından sordum:
“Peki sen Reiki uygularken karşındaki hiçbir şey hissetmediğini söylediğinde ne düşünüyorsun?”
Bu kez cevabı:
“İyi bir uygulayıcı değilim diye düşünürüm.”
Burada beni düşündüren şey şuydu:
Kişi hem Reiki alırken hem de Reiki uygularken yaşadığı deneyimi kendisindeki bir eksiklik üzerinden yorumluyordu. Belirgin bir yetersizlik hissi vardı.
Birinde kendisini kötü bir alıcı olarak görüyordu, diğerinde ise kötü bir uygulayıcı.
Peki neden?
Neden ilk varsayımımız kendimizde bir eksiklik olduğu olsun?
Belki de asıl sorgulamamız gereken şey, hissetmenin gerçekten Reiki'nin bir ölçütü ya da gerekliliği olup olmadığıdır.
Hissetmemek başarısızlık değildir
Bence bu noktada çok net olmamız gerekiyor:
Hiçbir şey hissetmemek, Reiki'yi uygulayamadığımız anlamına gelmez.
Aynı şekilde:
Bir şeyler hissetmek ise Reiki'yi kusursuz uyguladığımızın kanıtı değildir.
Bir kişinin ellerinde yoğun sıcaklık veya karıncalanma hissetmesi onu başka bir uygulayıcıdan daha ileri bir seviyeye taşımaz.
Başka bir kişinin hiçbir şey hissetmemesi de onu eksik veya başarısız yapmaz.
Çünkü herkesin deneyiminin aynı olması gerektiği düşüncesi, daha en başından yanlış bir beklenti oluşturur.
“Hissetmesen de olur” demek bile aslında büyük bir problemdir.
Çünkü bu ifade farkında olmadan “Aslında herkes hisseder, sen hissetmiyorsun ama sorun değil” gibi yine yetersiz hissettiren bir anlam oluşturabilir.
Oysa benim söylemek istediğim şey ise şu:
Reiki deneyiminin bir parçası olarak belirli bir his yaşamanız gerekmez.
Hissetmek bir üstünlük meselesi de değildir
Bu konunun bir başka tarafı daha var.
Bir kişi çeşitli duyumlar yaşadığında bunu kendisini diğer insanlardan daha özel veya daha gelişmiş görmek için kullanmamalıdır.
“Ben hissediyorum, sen hissetmiyorsun.”
Bu cümle iki tarafı da aynı anda yaralayabilir.
Hisseden kişi kendisini üstün görebilir.
Hissetmeyen kişi ise kendisini eksik görebilir.
Oysa bir duyumun varlığı veya yokluğu üzerinden böyle bir hiyerarşi kurmak zorunda değiliz.
Reiki pratiğini kendimizi diğer insanlardan farklı veya üstün hissettiğimiz bir alana dönüştürmek yerine, kendimizi anlamaya ve geliştirmeye yönelik bir çalışma olarak ele almak çok daha anlamlıdır.
Hissetmeye değil, pratiği gözlemlemeye odaklanmak
Peki o zaman neye dikkat edeceğiz?
Sürekli ellerimizde bir şey olup olmadığını kontrol etmek yerine kendi deneyimimizi gözlemleyebiliriz.
Uygulama öncesinde nasıldım?
Uygulama sırasında neler fark ettim?
Sonrasında kendimde ne değişti?
Günlük hayatımda olaylara yaklaşımımda bir farklılık görüyor muyum?
Bunların hiçbirini “Reiki kesin olarak bunu yaptı” şeklinde yorumlamak zorunda değiliz.
Buradaki amaç kendimizi sürekli test etmek değil.
Reiki çalışması bir sınav değildir.
“Başardım mı?”
“Doğru yapıyor muyum?”
“Yeterince hissediyor muyum?”
sorularıyla kendimizi sürekli kontrol etmek yerine pratiğin içinde kalabiliriz.
Ağrı kesici örneği
Bunu anlatmak için basit bir örnek verebiliriz.
Bir ağrı kesici aldığınızda ilacın vücudunuzdaki dolaşımını hissetmezsiniz.
Ağrının bir anda elektrik kesilir gibi yok olduğunu da çoğu zaman fark etmezsiniz.
Bir süre sonra ağrınızın azaldığını fark edersiniz.
Hatta bazen ağrıyı ne zaman unuttuğunuzu bile anlamazsınız.
Buradaki örneğin amacı Reiki'yi bir ilaçla eşitlemek değildir.
Sadece şu ayrımı anlatmak içindir:
Bir şeyi doğrudan hissetmemek, yaşadığınız deneyimin sizin için bir karşılığı olmadığı ya da gerçek olmadığı anlamına gelmez.
Bu nedenle Reiki pratiği sırasında sürekli “Bir şey hissediyor muyum?” diye kendimizi sınamak yerine, pratiğin tamamına ve zaman içerisinde kendimizde fark ettiğimiz değişimlere bakabiliriz.
Reiki bir duyum testi değildir
Ben Reiki pratiğine yaklaşırken onu bir duyum testine dönüştürmemeye dikkat ediyorum.
“Ne kadar çok hissediyorsam o kadar iyiyim.”
“Hiç hissetmiyorsam demek ki çalışmıyor.”
Bu iki düşüncenin de kişiyi gereksiz yere kendisini sorgulamaya götürebileceğini düşünüyorum.
Elinizde karıncalanma olabilir.
Sıcaklık hissedebilirsiniz.
Titreşim hissedebilirsiniz.
Hiçbir şey hissetmeyebilirsiniz.
Bunların hepsi sizin deneyiminizin parçaları olabilir.
Ama bunların herhangi biri sizi başka bir insandan üstün veya aşağı yapmaz.
Ve hissettiğiniz herhangi bir duyumu hemen “Bu kesinlikle Reiki” diye adlandırmak zorunda da değilsiniz.
Bazen deneyimi olduğu hâliyle gözlemlemek, ona hemen bir isim vermekten daha değerlidir.
Evet Reiki'yi hissetmek zorunda değilsiniz
Reiki pratiğini yalnızca ellerimizde oluşan bir karıncalanma, sıcaklık veya enerji hissi üzerinden değerlendirmek zorunda değiliz.
Hissetmemek başarısızlık değildir.
Hissetmek de başarı kanıtı değildir.
Bir başkasının yaşadığı deneyimi yaşamamanız sizi eksik yapmaz.
Sizin yaşadığınız bir duyum da sizi diğer insanlardan üstün yapmaz.
Bence Reiki çalışırken kendimize sürekli:
“Ne hissetmem gerekiyor?”
diye sormak yerine,
“Kendimde neyi fark ediyorum?”
diye sormak hatta bazen tüm soruları bırakıp o an içinde kalmak çok daha anlamlıdır.
Çünkü bu şekilde Reiki pratiğini bir duyum arayışına veya kendimizi sınadığımız bir teste dönüştürmek yerine, kendimizi gözlemleyebildiğimiz bir alana dönüştürüp ondan gerçekten faydalanabiliriz.
Ve belki de bu şekilde:
Bir şey hissetmediğimiz için kendimizi eksik görmeyiz.
“Hiçbir şey senden değerli değil” demek, “sen her şeyden değerlisin” demek değildir.
Sen de her şey kadar değerlisin ve her şey de senin kadar değerli.
Sık Sorulan Sorular
Reiki hissedilir mi?
Bazı kişiler Reiki uygulaması sırasında sıcaklık, karıncalanma, titreşim veya başka duyumlar yaşayabilir. Bazı kişiler ise hiçbir belirgin duyum yaşamayabilir. Reiki'yi hissetmek zorunlu değildir.
Reiki'yi hissetmiyorsam yapamıyor muyum?
Hayır. Reiki'yi hissetmemek, uygulamayı yapamadığınız anlamına gelmez.
Ellerimde karıncalanma olması Reiki'nin kanıtı mıdır?
Hayır. Karıncalanma gerçek bir bedensel duyumdur ancak tek başına kaynağının Reiki olduğunu göstermez.
Reiki uygularken hiçbir şey hissetmemek normal mi?
Kişiden kişiye değişen deneyimler olabilir. Hiçbir şey hissetmemenizi de bazı şeyler hissetmeyi de otomatik olarak başarısızlık şeklinde yorumlamanız gerekmez.
Reiki hisseden kişi daha ileri seviyede midir?
Hayır. Hissedilen duyumlar üzerinden uygulayıcılar arasında üstünlük veya seviye sıralaması yapmak doğru bir ölçüt değildir.
Reiki sırasında sıcaklık neden hissedilir?
Sıcaklık ve benzeri duyumların farklı fizyolojik ve algısal nedenleri olabilir. Bu nedenle sıcaklık hissini doğrudan Reiki'nin kesin göstergesi olarak değerlendirmek mümkün değildir.