İyi biri olmak…
Kulağa tartışmasız doğru gelen bir hedef.
Kimseyi kırmamak, öfkelenmemek, kıskanmamak, kötü düşünmemek.
Çocukluktan beri bize öğretilen şey bu:
“İyi ol.”
Ama burada fark edilmeyen bir kırılma var.
Çünkü insan “iyi olmaya çalıştığı anda”, bazı parçalarını dışarıda bırakmak zorunda kalır.
Öfke…
Kıskançlık…
Bencillik…
Kırılganlık…
Bunların hiçbiri “iyi insan” tanımına uymaz.
Ve bu yüzden bastırılır.
Ama bastırılan şey yok olmaz.
Carl Jung buna “gölge” der.
İnsanın kendine yakıştıramadığı, görmek istemediği taraflar.
Ve gölge, en tehlikeli hâline tam burada gelir:
Görünmez olduğunda.
Bastırdığın şey neden güçlenir?
Çünkü farkında olmadığın şey, kontrol edemediğin şeydir.
“Ben öfkeli biri değilim” diyen biri,
genelde öfkesini en kontrolsüz şekilde yaşayan kişidir.
Ama bunu doğrudan yapmaz.
- Laf sokar
- Soğuk davranır
- Uzaklaşır
- İçten içe küçümser
Ve en önemlisi, kendine şunu söylemeye devam eder:
“Ben kötü biri değilim.”
İşte tam bu noktada bir illüzyon oluşur.
Kişi kendini tanıdığını sanır,
ama aslında sadece görmek istediği kısmını tanıyordur.
“İyi insan” olmak neden bazen tehlikelidir?
Çünkü bu, çoğu zaman bir seçim değil… bir kimliktir.
Ve kimlikler sorgulanmaz, korunur.
Kendine “ben iyi biriyim” dediğin anda,
artık kötü olabileceğin ihtimalini reddetmiş olursun.
Bu da şu anlama gelir:
- Kıskandığında bunu kabul edemezsin
- Kırıldığında bunu gösteremezsin
- Öfkelendiğinde bunu sahiplenemezsin
Sonuç?
Hepsi başka yollardan dışarı çıkar.
Daha sinsi, daha dolaylı, daha kontrolsüz.
Gerçek problem: Karanlık değil, inkâr
İnsan karanlık tarafları olduğu için tehlikeli değildir.
Onları tanımadığı için tehlikelidir.
Çünkü tanımadığın şey seni yönetir.
Kabul ettiğin şey ise dönüşebilir.
Öfkeni kabul ettiğinde onu yönlendirebilirsin.
Kıskançlığını fark ettiğinde altında yatan eksikliği görebilirsin.
Karanlığını gördüğünde… onunla bilinçli bir ilişki kurabilirsin.
Ama reddettiğin sürece, o hep arkadan çalışır.
Peki ne yapmalı?
Amaç “iyi olmak” değil.
Amaç bütün olmak.
Yani hem iyi hem kötü potansiyelini görebilmek.
Kendine şunu diyebilmek:
“Evet, ben de kıskanırım.”
“Evet, ben de kırıcı olabilirim.”
“Evet, bende de karanlık var.”
Bu cümleler seni kötü yapmaz.
Seni gerçek yapar.
Son olarak
İnsan çoğu zaman iyi biri olmaya çalışırken,
aslında kendinden kaçıyordur.
Ve ironik olan şu:
Kaçtığın şey… seni en çok şekillendiren şey olur.
Belki de mesele hiçbir zaman “iyi olmak” değildi.
Belki mesele şuydu:
Kendinden sakladığın parçalarla yüzleşebilecek kadar cesur olmak.
